Marmara'nın durumu içler acısı

Marmara’da sadece 1-2 tür kaldı. Geri dönülemez noktanın eşiğindeyiz.

 

 

Marmara Denizi'nin Oşinografik Şartların İzlenmesi Projesi (MAREM) Lideri hidrobiyolog Levent Artüz, Temmuz-Ağustos aylarında yapılan son incelemelere göre Marmara'da kirlilik oranının tehlikeli şekilde arttığının, tür çeşitliliğinin ise neredeyse çok azaldığının gözlendiğini belirterek, ''Marmara Denizi'ndeki durum içler acısı'' dedi.

İlk olarak 1954 yılında başlatılan, bir deniz için yapılmış en uzun soluklu monitoring projelerinin başında gelen MAREM projesi çerçevesinde Marmara'da yaz döneminde yapılan incelemelerden elde edilen bulgular, Orhan Adli Apaydın Konferans Salonu'nda düzenlenen basın toplantısıyla açıklandı.

Yaklaşık 4 yıldır Sevinç-Erdal İnönü Vakfı bünyesinde gerçekleştirilen projenin yaz dönemi inceleme sonuçlarına ilişkin bilgi veren Levent Artüz, Tekirdağ ve Beşiktaş belediyelerinin sponsorluğunda gerçekleştirilen bu yılki incelemelerin 30 Temmuz’da başlatıldığını ve 14 Ağustos’a kadar Marmara Denizi'nin oşinografik etüdünün yapıldığını aktardı.

İncelemelerde, Marmara'da ilk kez 2007 yılında görülen ve deniz köpüklenmesi olarak tabir edilen bitkisel plankton patlamasına bağlı yapının, geçen süre içerisinde ciddi zararlar verdiğini ve denizde köklü değişimlere neden olduğunu gözlemlediklerini vurgulayan Artüz, kirlilikte en önemli gösterge olan oksijen oranına da baktıklarını belirtti.

Denizdeki çok türlülüğün sadece 1-2 canlı türüne kadar düştüğünü belirten Artüz, ''Oksijen değerlerinde, geçmiş seneler baz alındığında çok düşmüş bir yapıya dönüştüğünü gördük. Ticari çapta öneme sahip türlerin büyük çapta ortadan kalktığı gözlendi. Sudaki oksijenin ise geçmiş seneler göz önüne alındığında çok düştüğü, hatta bazı yerlerde sıfıra yakın değerler gösterdiği belirlendi. Denizin özellikle doğu kesiminde kirletici materyallerde ciddi artış gözlendi. Marmara Denizi'ndeki durum içler acısı'' diye konuştu.

Bu kirliliğin tamamen temizlenmesinin imkansız olduğunu belirten Levent Artüz, ''Kirliliğe karşı yapılması gereken ilk ve en önemli şey denize kirletici girişini durdurmak. Ancak belediyeler buna yönelik hiçbir çalışma yapmıyor'' dedi.

Geçen yaz sıklıkla görülen ve basına ''zehirli deniz anası'' olarak yansıyan deniz anası türünde görülen artışın nedenine yönelik bir soru üzerine Artüz, bu türün daha önce de mevcut olduğunu söyledi.

Artüz, ''Zehirli deniz anaları her zaman vardı. Ama tür çeşitliliği azaldığı zaman mevcut türlerin adetlerinde artış görülüyor. Bu deniz anaları onun için insanların dikkatini çekmeye başladı'' diye konuştu.

 

 
 
 
 
 
2008 DisHekimi.com, Tüm Hakları Saklıdır.
                  
dishekimi.com'un içeriği, kullancı bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz.
Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut ilaç tedavisinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. dishekimi.com'un içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.