Sedasyonda Solunumum

Sedasyon sırasında hekim, bilinçlilik seviyeleri ve fizyolojik parametreleri değişirken hastanın solunum sistemi durumunu bilmeli.

SEDASYONDA SOLUNUM

Makale: Anthony S.Feck, DMD

Sedasyon sırasında hastaları gözlemlediğinizden emin olun:

Öncelikle bir sedasyon ilacı seçerken yüksek derecede güvenli olmasını amaçlamalıyız. Triazolam , benzodiazepinler içerisinde en iyi derecede güvenli olanlardır. Güvenilirlik düşünüldüğü zaman ilk akla gelen solunum sistemine etkileridir. Solunum bozukluğu, bilinçli sedasyonda en önemli eksikliği temsil eder. Hekim sedasyon boyunca hastanın solunum sistemini kontrol etmelidir. Nabız oksimetresine bakmalı ki bu oksijen doygunluğunun önemli göstergesidir.

Sedasyon sürecinde gözlemlemenin amacı 2 geniş kategoriye ayrılır:

Bilinç Seviyesi:  Hastanın bilinçli olduğu durumlar tenkit edilmelidir. Eğer hastanız bilinçliyse, hastada olabilecek herhangi bir acil durumla baş edebilme zamanınız var demektir.

Fizyolojik Parametreler:  Bu hastanın kalp atış hızını, oksijen doygunluk derecesini ve kan basıncını içerir. Bu 3’ü için normal oranlar vardır fakat hastalara bireysel olarak müdahale edilmelidir ve hastanın normal oranları sedasyon öncesi taban çizgisi bilinmelidir. 

Genellikle, kalp atım hızı 60 ila 80 bpm arasında değişir. 60 bpm’nin altındakiler bradikardi, 80 bpm’nin üstündekiler ise taşikardi olarak düşünülebilir.

Kan basıncı için, 120’nin üstünde sistolik basınç veya 80’nin üstünde diastolik basınç hipertansiyon veya hipertansiyon başlangıcı olarak düşünülebilir ve sedasyon öncesi temelçizgileri sadece bir anksiyete sonucu değil hastanın hipertansiyon derecesinin gerçek bir göstericisidir.

Son olarak en önemli rakam, oksijen doygunluğu %97’nin üzerinde olmalıdır. Eğer daha az olursa bu hastanın sigara kullandığını ve/veya bir derece solunumla ilgili tehlikesi olduğunu düşünebiliriz. Hastanın, oral bilinçli sedasyon için aday olduğunu düşünmeden önce detaylı araştırmamız gereken bir özelliktir.

SEDASYONDA POSTOPERATİF AĞRILAR

Yazı: Anthony S. Feck, DMD.  

Zaman sorunu olan kompleks restorasyona ihtiyaç duyulan veya rutin seanslardan sonra postoperatif ağrısı olan hastalar oral bilinçli sedasyon için iyi adaylar olacaktır. 

Hangi hastalar bilinçli sedasyon için adaydır?

Oral bilinçli sedasyon için uygun hasta aday gruplarından biri de zaman kısıtlaması olanlardır. Başka bir deyişle, sizin hasta için tedavi planınız, hastanın ağzının durumuna göre tedaviyi tamamlayabilmeniz için çok fazla randevu gerektirecek. Günümüz kültüründe bir hastaya 10, 15 ya da 20 seans gelebileceğini söylemek onların tedaviyi kabul etmemesi ya da önerinizin endişesiyle devam etmesi için yeterli olur.

Sedasyonla seans sayısını yarıya indirme, eğer çok değilse, daha uzun ve verimli seanslar geçirme şansınız var. Bu sebep tek başına size pratikte tamamlanmamış tedavilerinzin olduğunu hatırlatacaktır.

Oral bilinçli sedasyon için aday bir diğer hasta grubu ise kompleks restorasyonlu hastalardır. Tek diş ya da yarım çenede diş tedavisi bu hastalarda işe yaramaz. Bu hastalar için oklüzyon dikey boyutunu açabilir, ve ya bütün ark ve hatta bütün ağız için restorasyona-çok sayıda dişi tek seferde tedavi etmeniz gereken prosedür- ihtiyaç duyabilirsiniz. Yani uzun bir seans alacağınız belli ve bu tedavinizde hastanıza sedasyon uygulamanızı daha çok icap ettirecektir ve uzun seansınızla başa çıkabilmek için size büyük bir avantaj sağlıyacaktır.

Oral bilinçli sedasyon için iyi bir aday olabilecek diğer hasta grubu ise postoperatif rahatsızlık ve rutin seanslar sonrası hassasiyeti olmaya eğilimli hastalardır. Bu hastalar, ilk başta sonu kötü biten bu seanstan sonra size korkuyla geleceklerdir veya maruz kaldıkları ağrı yüzünden narkotik etkili ağrı kesici içeren reçete istemek için sizi arayacaktır. Bu ağrı hastaların yaşam stillerinde, çalışma kabiliyetlerinde normal olarak onlarla birlikte olacaktır ve sadece bu, hastaların çalışırken gerekli dikkat göstermesini engelleyebilir. Korku, hastalar için düzenli dental bakımlarına özen göstermemelerine büyük bir sebeptir ve kaydedilmiş bütün kategorilerde muhtemelen en büyük sebeptir. Çok fazla korku duyan bir hastaya etkin müdahale edebilmek için, hastayı anlamak, korkusunun ne kaynaklı olduğunu ve kararlarınızı nasıl etkilediğini anlamak çok önemlidir ve eşdeğer duyguları anlarsanız bu durumla daha etkili bir biçimde baş edebilirsiniz.

SEDASYONDA KÜÇÜK DETAYLAR

Yazı: Anthony S. Feck, DMD

Oral bilinçli sedasyon için zaman ayırırken küçük detayları hatırlayın. Mesela, indüksiyon zamanı, kullanılan sedatif ve aynı gün yapılacak hijyen uygulaması. 

Oral Bilinçli Sedasyon

Bütün detaylar için zaman ayırın!

Sedasyon işlemi sırasında, sedasyon yapacağınız seansı ne kadar uzun tutacağınıza karar verin. Hastaya uygulamayı planladığınız prosedürün uzunluğu tek özellik olmalı. Sedasyon sürecinde uygulayacağınız ilaçların ne olacağına da karar vermeye ihtiyacınız var. Örnek olarak tek doz triazolam kullanacaksınız ve 2, 3 saatlik bir sedasyon uygulamış olacaksınız. Eğer tek doz lorazepam kullanacaksanız, lorazepamın uzun süre aktifliğine bağlı olarak 4,5 belki 6 saat iyi sedasyon uygulamış olacaksınız.

Zamanlamanızı yaparken 1 saati indüksiyon için ayıracağınızı unutmayın. Yine zamanlamayla ilgili, sedasyon yaptığınız seans, uyguladığınız hastaya birim zaman başına daha çok tedavi yapabilirsiniz. Bunun sebebi rahatlamış, size fiili olarak daha az müdahale edebilecek bir hastanız var, böylece hastayla konuşmaya zaman payı ayırmak zorunda kalmazsınız. Bu hastayla kısa periyotta daha fazla iş yapabilirsiniz.

Eğer hijyenle ilgili tedavinizi ve restoratif tedavinizi kombine edecekseniz, o zaman hijyen tedavinizi önce yapmanız iyi bir fikir olur. Bu prosedür daha az zarar veren bir iş ve hasta tamamen sedasyona girmeden tedaviye başlayabilirsiniz ve genellikle hijyenist, diş hekiminden daha zor zaman bulur.

Yani, eğer hijyen dental tedaviden daha öncelikli olarak yerine getirilmeliyse, daha az zaman problemi yaşarsınız.

SEDATİF HASTANIN SOLUNUMU

Yazı: Michael Silverman, DMD.

Nefes yolunu korumayı unutmayın!

Oral bilinçli sedasyonda hastanın nefes yolunun idamesini sağlamanın öncelikli önemi vardır, aşırı dozda sedatif hastanın solunum miktarını azaltabilir.

Sedasyon uygulayan diş hekiminin bütün zamanlarda hastanın nefes yolunu düşünmek zorundadır. Eğer bir şeyler yanlış giderse, bu nefes yolunda olacaktır. İş hazırlamaya geldiğinde, pratikte sedasyon sağlayacak klinisyen büyük bir zamanını nefes yolunun muhafazası ve idaresi için ayırmalıdır. Pratikte sedasyon uygulayacak klinisyen örneği olduğundan beri, her zaman farkında olunması gereken tek şey nefes yolunun idamesidir. Öncelikli önemiyle, bir sedatifin aşırı dozu hastanın nefes almasını azaltabilir. Aynı zamanda hastanın nefes yolu tıkanmasını önleyecek refleks kabiliyetini de azaltabilir. Bir hasta tamamen sedasyonda iken hastanın nefes yolu ve solunumu hala korunmuştur ama koruma ve anlama çok önemlidir. Nefes yolu tıkanıklığının önlenmesinde önem, sizin nasıl hastanın diş tedavisini fiziksel olarak yönettiğinize gelir. Olabilecek ve hatta olamayacak durumlarda, rubber dam kullanılması mükemmel olur. Eğer hastanın kusma refleksi varsa hasta sedasyonda iken rubber dam bu refleksi tetiklemez. The  Dental Organization, bilinçli sedasyon için mümkün olduğu ve hatta olanaksız gibi görünen durumlarda bile rubber dam kullanımını tavsiye ediyor. Hastanın nefes yolunu korumaya yardımcı başka aletler de vardır. Hastanın doğru boyun pozüsyonu, nefes yolunu açık tutmanın idamesini devam ettirmeyi sağlayacaktır. Nefes yoluyla ilişkili olarak kafa pozisyonunun iyi olduğundan emin olun. Mesela, bir diş hekimi mandibulada çalışacaksa ve anterior dişleri sertçe aşağı bastırırsa hastanın çenesini göğsüne kadar kuvvetle indirebilir, bunun nefes yolunda zorunlu bir etkisi vardır ve kısmi olarak engellenmiş hale gelebilir.

ADEZİV KOMBİNASYONLARI

Yazı:   Korbmacher HM, Huck L, Kahl-Nieke B.

Angle Orthod 2006; 76 (September) : 845 – 850

Yeni antimikrobiyal primer ve florid açığa çıkaran adezivlerin yüksek bond sıyırma gücü.

Yeni antimikrobiyal primer ve florid salınımı yapan adeziv kombinasyonları, ortodontik braketlerin tutunması için harika bir yöntem.

Amaç: Yeni antimikrobiyal primer ve florid açığa çıkaran adeziv, ortodontik kbraketlerin sıyırma kuvvetini nasıl etkilediğini belirlemek.

Metotlar: Örnekler, maksimum 3 ay suda bekletilmiş 120 çürüksüz kesici ve premolar diş içermekteydi. Örnekler 3 gruba ayrıldı. 1. grupta, 40 dişe 40 braket Transbond XT ve fosforik asit kullanılarak asitlendi ve yapıştırıldı. 2. grup Kurasper F, florid açığa çıkaran iyonlar içeren direkt bonding adeziv, üretici firma talimatlarına göre uygulandı. 3. grupta Clearfil korumalı bond, self asitleme ve primer içeren antimikrobiyal ajan, diş asitlendirilmede kullanıldı.

Kurasper F Clearfil ile birlikte kombine kullanıldı. 48 saat sonra dişler braketlerinden ayrıldı ve bond sıyırma gücü skorları kaydedildi.

Sonuçlar:  En iyi bond sıyırma gücü 3. gruptan elde edildi. Başka bir deyişle florid açığa çıkaran ajan ve antimikrobiyal bonding materyali en yüksek bond sıyırma gücünü sağladı. Ama bütün gruplardaki bond sıyırma gücü, ortodonti hastalarında braket retansiyonu için gereken normal klinik ihtiyacın üzerindeydi.

Son olarak, kabul edilebilir bond gücü ve başarısızlık düşünüldüğünde yeni antimikrobiyal primer ve florid salınımı yapan adeziv klinik kullanım için tavsiye edilir ve diğer materyallerden daha yüksek bond sıyırma gücüne sahiptir.

ÜÇÜNCÜ MOLAR DİŞ ÇEKİMİNDE

TEMPOROMANDİBULAR RAHATSIZLIKLAR

Yazı: Huang GJ, Rue TC. J Am Dent Assoc 2006; 137(November): 1547–1554

Üçüncü molar diş çekimiyle ilişkili temporomandibular rahatsızlıklar.

Üçüncü molar diş çekimi yaptıran genç ve genç yetişkin bireyler, temporomandibular rahatsızlık için %60 ve üzeri risk taşırlar.

Arka plan: Üçüncü molar diş çekimi sırasında, anestezi etkisi ile gevşemiş ve mandibulaya gelen kuvvetlerle esnemiş kaslarla beraber hastanın ağzı uzun bir süre açık kalır. Üçüncü molar diş çekimi komplikasyonları düşünüldüğünde, potansiyel temporomandibular rahatsızlıklarına kaynak olabilecek bu komplikasyonlar genellikle gözden kaçırılır. Operasyon sonrası kanama ve kuru soket gibi diğer acil ve genel komplikasyonlara daha fazla dikkat edildiği için temporomandibular rahatsızlık oluşturma oluşturma potansiyeli arka plana atılmakta.

Amaç: Geçmişle ilgili sigortanın talep ettiği bilgileri kullanarak bir popülasyonda genç ve genç erişkinlerde, üçüncü molar diş çekimi ve temporomandibular bozukluk ilişkisini saptamak.

Katılımcılar: Washington Dental Servisine (WDS) kaydolan 34,491 kişi, 15. yaş günleri sonrasında WDS’den 5 yıl boyunca devam eden sigorta aldılar.

Yardımcı bilgiler: WDS’den alınan  elektronik bilgi sigorta kayıtları, üçünü molar diş çekimiyle ilişkili temporomandibular rahatsızlıkların insidansını bulmak için kullanıldı.

Sonuç : Üçüncü molar diş çekiminin, daha sonra olabilecek temporomandilar rahatsızlıklarıyla ilişkisinin , deneysel olarak %60 dan fazla risk içerdiği belli edilmiştir.

Son olarak, üçüncü molar diş çektiren genç ve genç erişkin bireylerde % 60 ve üzeri temporomandibular rahatsızlık riski vardır.

MANDİBULAR SİMFİZ AYIRMA İŞLEMİ

MANDİBULAYI BAŞARILI BİR ŞEKİLDE GENİŞLETİR.

Yazı: Malkoç S, Işeri H, et al. Am J Orthod Dentofacial 

Orthop 2006; 130 (November) : 603-611

Mandibular simfiz ayırma işlemi mandibulayı başarılı bir şekilde genişletir.

Mandibular simfiz ayrılmasına bağlı kemik yapımı, dar mandibulayı genişletmek için etkin ve stabil bir prosedür.

Amaç: Dental ve mandibular iskelet yapısının mandibular simfiz genişlemesi sonucu diş-kemik ve kemik-kemik ayrımının değerlendirilmesi.

Katılanlar: Bu çalışmaya bağlı örnekler, mandibular simfiz ayrımına bağlı kemik yapımı olan 20 hasta içeriyordu.

Yardımcı bilgiler: Alçı ölçü modeller ve posteroanterior sefalometrik radyografiler kullanılarak, 2 yıllık periyod aralıklarıyla genişleme sonucu dental ve kemiksel değişimler değerlendirildi.Sonuçlar: Ölçü modeli bize kanin bölgesinde aşırı miktarda, posterior bölgede ise kademeli olarak genişleme olduğunu gösterdi. Posteroanterior sefalometrik radyograflar, bigonial genişlik ve ramal açıda genişleme sonrası herhangi bir değişiklik gözlenmedi ama çift taraflı kondiller arası genişlik görünür şekilde azalmıştı. Uzun zamanlı değerlendirme de bize tedavi sonuçlarının stabil olduğunu gösterdi.

Son olarak, mandibular simfiz ayrılmasına bağlı osteogenez dar mandibulayı genişletmek için etkin bir prosedürdür.

 

 

 

 

 

 

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
2008 DisHekimi.com, Tüm Hakları Saklıdır.
                  
dishekimi.com'un içeriği, kullancı bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz.
Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut ilaç tedavisinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. dishekimi.com'un içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.